Örneklerle Konversiyon Bozukluğu Nedir?

Konversiyon Bozukluğu, altta yatan herhangi bir fiziksel neden veya bedensel hastalık olmadığı halde, bayılma, duyu kaybı ya da felç gibi bir takım nörolojik belirtilerin kişinin kontrolü dışında ortaya çıktığı psikiyatrik bir sorundur.

Konversiyon Bozukluğu konusuna başlamadan önce yaklaşık yüz elli yıllık geçmişi olan modern psikiyatrinin insana ele alış biçimine değinmek istiyorum. Psikiyatri her ne kadar modern tıp içerisinde dahiliye, cerrahi vs. gibi klinik bilimlerden bir bilim olsa da insanı ele alış biçimi olarak farklılık göstermektedir.

İnsan varoluşu ve tabiatı itibariyle hastalıklarına kaynak gösterilebilen biyolojik bir parçası olmasının yanı sıra; düşünceleri, duyguları, davranışları ve ilişkileri itibariyle ruhsal ve de sosyal yönü olan bir varlıktır. Bu sebeple psikiyatri insana bütüncül bir bakış açısıyla bakarak; var olan şikayetlerinin, belirtilerinin ve bulgularının öncelikle biyolojik temelini bulmaya çalışırken; bir yandan da şuan ki ruhsal durumunu; doğumundan, bugüne ruhsal gelişimini ve çevresel etkileşimini sorgular ve olayları çözümlemeye çalışır.

       O halde başlayalım…

Konversiyon Bozukluğu Nedir?

Konversiyon kelime anlamıyla ‘döndürme’ demektir. Psikolojide ise ruhsal kökenli sorunların bedensel belirtilerle ortaya çıkışını ifade etmek için konversiyon kelimesi kullanılmaktadır.

Öncelikle konversiyon bozukluğu hakkında bazı noktalara değinelim;

  1. Altta yatan herhangi bedensel (biyolojik) bir hastalık yoktur.
  2. Konversiyon Bozukluğu telkinle veya zorlamayla geçecek bir durum değildir. Tedavisi mümkün olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır.
  3. Dışardan rol yapıyormuş gibi görünse de hastalar bunu bilinçli olarak yapmazlar.

Konversiyon özünde psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Savunma mekanizmaları, ruhsal yapımızı iç çatışmalarımızın yarattığı olumsuz sonuçlardan korumayı amaçlarlar ve bilinçdışı süreçlerdir. Bu savunmaları kullanırız ama bunun farkında olmayız.

Öte yandan bu “koruma” gerçekleşirken bazı olumsuz sonuçlar da ortaya çıkabilir. Ama bu sonuçlar asıl ruhsal çatışmalara göre daha az zararlı oldukları için diğerlerine tercih edilir. Bu kadar teorik bilgi yeter diyelim ve 3 örnekle örneklendirelim:

1. Örnek

Evdeki otorite figürü olarak babanın/annenin görüldüğü bir ailede; kız veya erkek çocuk, eğer kalıtımsal altyapısı da müsaitse:

Hataları ve yanlışları sürekli olarak, sözel veya fiziksel şiddetle karşılık bulan bir çocuk bu durumu ilk zamanlarda bir şekilde tolere etmeye çalışır. Ancak zaman içerisinde katlanılamaz olan bu durum sonucunda bir çıkış yolu bulamaz.

Sözel veya fiziksel şiddet devam ettiğinde bu çocukta ilerleyen yıllarda bayılmalar, kasılmalar ve en çok travmatize olduğu vücut kısımlarının işlevselliğini yitirmesi (sağırlık, körlük, kısmi felç vb.) gibi durumlar gelişebilir.

2. Örnek

Kocasından ilgi alaka göremeyen evli ve/veya bir ev hanımı; evin işleri, çocukların işleri, eşinin işleri derken, kendine artırabileceği bir vakit bulamaz duruma gelebilir.

Eşi ve eşinin çevresinden gelen negatif söylemler bu durumu iyice katlanılamaz bir konuma getirebilir.

Bu durumda kendisine yeterince iletişim ortamı bulamayan kadında ilk zamanlarda öfke patlamaları; karşıt tepkilerle rahatlama durumu olur. Ancak ilerleyen süreçlerde zorda kalınan durum içinden çıkılmaz bir hal alır ve bayılmalar; kısmi felç, psikojenik körlük, sağırlık vs. durumlar oluşabilir.

3. Örnek

Ekonomik nedenlerle büyük bir kente taşınmak zorunda kalan aileler olabilir. Bu ailelerdeki maddi sorumluluk;

  • göçün verdiği negatif etki
  • yeni bir düzen oluşturma
  • geriye dönüşün verdiği utanç duygusu

ile normal topluma göre bir nebze daha yüksek sayılabilir.

Ortak olarak paylaşılan ekonomik sorumlulukların altında; toplumumuzdaki ataerkil yapıdan ötürü erkek mevcut ekonomik durumdan kendini daha fazla sorumlu hissetmektedir. Evine ekmek getirme telaşesinde olan bu birey; çalışma hayatında istediğini bulamayabilir. Sosyal desteği zayıf olabilir. Kendini yeterince ifade edemeyebilir. Bu zor durum birey için katlanamayacak derecede olduğunda, zaman içerisinde bazılarında bir ruhsal savunma düzeni olarak şiddetli öksürükler, geğirmeler, bayılmalar, kasılmalar, titremeler vs. ortaya çıkabilir.

İşte Konversiyon Bozukluğu az önceki örnekte de bir nebze tanımladığımız gibi altta yatan herhangi bir fiziksel neden olmadığı halde, bayılma, duyu kaybı ya da felç gibi bir takım nörolojik belirtilerin kişinin kontrolü dışında ortaya çıktığı psikiyatrik bir sorundur.

Konversiyon Bozukluğu sorununu yaşayan kişilerin hekime başvurmasına ise en çok neden olan sorun bayılmadır. Bayılmalar genellikle başkalarıyla birlikteyken olur ve bazen bayılma anında yaşananlar hatırlanmaz. Kişinin kendine gelişi ağlayarak veya kendine yönelik zarar verici davranışlar sergileyerek olabilir.

Bedensel belirtilerin ortaya çıkmasından önce, genellikle ya başkalarıyla bir çatışma yaşanmıştır ya da stres yaratan başka bir durum ortaya çıkmıştır.

Dışarıdan durumu gözlemleyen kişilere, sorunu yaşayan kişi rol yapıyormuş gibi görünebilir; fakat belirtiler amaçlı bir şekilde ortaya çıkmaz ve yaşayan kişi için korku vericidir.

Belirtiler

  • Kimi hastalarda, davranışlarında ve klinik belirtilerinde bir miktar yapaylık ve abartılıyormuş gibi bir görünüm olabilir. Fakat bu yapaylık ve abartılıyormuş izlenimi bilinçli yapılan bir durum değildir.
  • Ses kısılması ve konuşmama oldukça sık görülen belirtilerdir. Fısıltı, sessiz işaretler ya da yazı ile iletişim kurarak durumunu anlatabilir. Daha nadir olarak ise çocuksu, peltekleyerek, kekeleyerek konuşma biçimleri görülebilir.
  • Çeşitli organların işlev bozuklukları olsa bile bu belirtilere aldırmazlık hali vardır. Buna güzel aldırmazlık (la belle indiference) denir.  Hastaların bir kısmı durgunluk ve çökkünlük, bunaltı belirtileri gösterebilir.  Seyrek de olsa gülme ve ağlama nöbetleri geçiren hastalar vardır.
  • Bilinç, bellek ve zekâ gibi bilişsel yetilerde bozukluk yoktur. Fakat bu hastaların çoğu kendilerini üzen, zedeleyen, inciten olayları anlatmaktan ya çekinirler ya da bu tür olayları kolay unuturlar. Yani bunaltı verici olayların yerine somatik belirtiler geçmiştir.

Konversiyon bozukluğunun üç alt tipi bulunur.

1. Devinimsel belirtileri olan

Ayakta duramama, yürüyememe, kasılmalar, kollarda güç azalması, inmeler, tikler, dil tutulması, ses çıkaramama…

En sık karşılaşılan belirtiler inmelerdir. Konversiyona bağlı gelişen inmelerin herhangi bir organik neden bulunmadığı için nörolojik muayenede bir bozukluk saptanmaz.

2. Duyular ile ilgili belirtileri olan

Ağrılar, duyu artması, duyu azalması, duyu kaybı, sağırlık, körlük, koku alamama…

Burada dikkat edilecek olursa belirtiler doğrudan doğruya fizik belirtiler biçimindedir. Bu fiziksel belirtilerin organik bir nedeni olmadığı için muayenelerde bozukluk saptanmaz.

Fakat şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir: hasta görmüyor, işitmiyor, batırılan iğneyi hissetmiyorsa, ortada fiziksel temeli olmayan ama gerçek bir duyu kaybı vardır ve hasta bunu herhangi bilinçli bir yolla ortaya çıkarmamaktadır.

3. Nörovejetatif belirtileri olan

Boğazda düğümlenme, kusma, öksürük, hıçkırık, hava yutma, öğürme, geğirme…

Konversiyon Bozukluğu Neden Olur?

Konversiyon bozukluğu, yaşanan ruhsal çatışmaya, baş edilemeyen stres durumuna ve zorlanmalara verilen bir savunma tepkisi olarak ortaya çıkar.  Uzun süren bir psikolojik sorun, bedensel tepki geliştirilerek ifade edilmiş olabilir. Konversiyon bozukluğu kişiye psikolojik açıdan iki önemli kazanç sağlar.

  • Birincil kazanç, çatışma anında gelişen bedensel tepki nedeniyle o anda yaşanan gerilimden uzaklaşılmış olunmasıdır.
  • İkincil kazanç ise, ortaya çıkan fiziksel sorun dolayısıyla, kişinin çevresinin ona daha destekleyici bir tutumla yaklaşmasının sağlanmasıdır. 

Bunlar, ortaya çıkan bedensel tepkinin pekişmesine ve tekrar etmesine neden olur.

Tanı

Kişiye konversiyon bozukluğu tanısı konulabilmesi için, bedensel yakınmasına eşlik eden fiziksel bir sorunu veya bedensel bir hastalığı bulunmamalıdır.

Yani bayılma, kol veya bacaklarda uyuşma veya hissizlik-güçsüzlük, ses kısılması, görememe gibi bedensel şikayetlerin, fiziksel bir nedene veya bedensel bir hastalığa bağlı olmaksızın ortaya çıkmış olması gerekir.

Bu nedenle, öncelikle fiziksel nedenlerin ve bedensel bir hastalıkların kapsamlı bir şekilde araştırılması gerekir.

Tedavi

  • Hastanın ruhsal durumu, aile içindeki konumu ve aile içi sorunlar iyi değerlendirilmelidir. Konversiyon bozukluğu olan hastalar genellikle rahatsızlığın altında yatan sorunları kendileri de bilmezler. Bu konuda sezileri olsa bile bunları dile getirmeye büyük direnç gösterirler.
  • Ağır yaşam koşullarının süregeldiği bir ortamda hastayı ya bir süre çevresinden uzaklaştırmak ya da çevrenin düzeltilmesi için aile desteklenmelidir.

Tedavi Yöntemleri;

  1. Aile desteğinin sağlanması ve çevre koşullarının düzeltilmesi
  2. Konversiyon Bozukluğuna sıklıkla ek olarak bulunan çökkünlük bozuklukları için antidepresan ilaçlar yararlı olabilir.

***En uygun tedavi yolu bireysel psikoterapiye ek olarak çevresel koşulların düzeltilmesi ve aile psikoterapisinin birlikte uygulanmasıdır.

Dr. Halil İbrahim Eren
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 2018 mezunuyum. Mayis 2020'den beri Marmara Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD da uzmanlık egitimimi sürdürmekteyim. Bu süreçte bu platformdan sizlerle beraber olacak ve Antik Yunandan, Ortaçağ yaklaşımlarına, modern psikiyatrinin kuruluşundan günümüz güncel psikiyatri yaklaşımına ruh sağlığını ve hastalıklarını en açık dille anlatmaya çalışacak; psikiyatri hastalarına karşı olan toplumsal önyargılarımızı ve algılarımızı bir nebze olsun dogru noktada bulusturmaya, onları anlamaya çalışacağız.

DOKTORUN SON İÇERİKLERİ

Psikoz Nedir? Delilik Nedir? Gerçek Hayatta Psikoz ve Delilik

En yalın tanımıyla psikoz, gerçekliği değerlendirme yetisinde bozukluktur. Peki "gerçekliği değerlendirmenin bozulması" gerçek hayatta nasıl karşımıza çıkar? Bu bilgiler gerçek hayatta ne işe yarayacak hocam? Şöyle...

Örneklerle Konversiyon Bozukluğu Nedir?

Konversiyon Bozukluğu konusuna başlamadan önce yaklaşık yüz elli yıllık geçmişi olan modern psikiyatrinin insana ele alış biçimine değinmek istiyorum. Psikiyatri her ne kadar modern...

Nedir bu Şizofreni?

19.yy’dan kalma bir etki ile halk arasında korku uyandıran şizofreni hastalığı, genç yaşta başlayan, kişinin insan ilişkilerinden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GÜNCEL

Antibiyotik diş ağrısını geçirir mi? Diş apsesinde antibiyotik kullanımı

Antibiyotik diş ağrısını geçirir mi? Diş ağrıdığında antibiyotik kullanmak gerekir mi? Diş ağrım için antibiyotik kullandım ağrım geçti yine de diş hekimine gitmeli miyim? Antibiyotik...

Açık Havada Koşmak vs Koşu Bandında Koşmak | Artıları ve Eksileri Neler?

Hangisi daha iyi, koşu bandında koşmak mı yoksa dışarıda açık havada koşmak mı? Hem koşu bandı hem de açık havada koşmak sağlık açısından faydalar...

Hipotiroidi Tedavisi

Hipotiroidi için standart tedavi, sentetik tiroid hormonu olan levotiroksin'i her gün düzenli olarak kullanmaktır. Bu ilaçların kullanım süreleri hipotiroidi hastalığının tipine göre değişmekle birlikte...

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz