Cuma, 18 Eylül, 2020

Sık görülen 6 tip yeme bozukluğu ve belirtileri

Genellikle doktorların ve psikologların müdahalesini gerektiren karmaşık zihinsel sağlık koşulları yeme bozukluğu nedeni olabilmektedir.

Bu bozukluklar “Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Zihinsel Bozuklukların Teşhis ve İstatistik El Kitabı, beşinci baskısı(DSM-5)‘nda tanımlanmıştır.

Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde, tahmini olarak 20 milyon kadın ve 10 milyon erkeğin yeme bozukluğu var veya yaşamlarının bir noktasında bir yeme bozukluğu olmuştu.

Bu yazıda en yaygın görülen 6 yeme bozukluğu türü ve belirtileri açıklanmaktadır.

– Yeme bozuklukları nelerdir?

Yeme bozuklukları, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının gelişmesine neden olan bir dizi psikolojik durumdur. Yeme bozuklukları, yiyecek, vücut ağırlığı veya vücut şekli ile ilgili saplantılarla başlayabilir.

Yeme bozukluğu olan ağır vakalarda, yeme bozuklukları ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir ve tedavi edilmezse ölüme neden olabilir.

Yeme bozukluğu olanlarda çeşitli belirtiler olabilir. Bazıları;

  • Aşırı şekilde gıda kısıtlaması (yememe),
  • Tıkanırcasına fazla yemek yeme,
  • Kusma veya aşırı egzersiz yaparak yenilen besinlerden kurtulmaya çalışmak

Yemek yeme bozuklukları herhangi bir cinsiyetti herhangi bir yaşta etkileyebilse de, en sık ergenlerde ve genç kadınlarda bildirilir. Gençlerin yaklaşık %13’ü, 20 yaşlarına kadar olan dönemde, en az 1 kere yeme bozukluğu yaşayabilirler.

Özetle, yeme bozuklukları, kişinin yiyeceklere veya kendi bedenine karşı sahip olduğu saplantılar sonucu oluşan zihinsel sağlık problemleridir. Her yaştan ve her cinsiyetten insanda görülebilir ancak en sık genç yaşlardaki kadınlarda gözlenmektedir.

– Yeme bozukluğu nedenleri nelerdir?

Uzmanlar, yeme bozukluklarının çeşitli faktörlerden kaynaklanabileceğine inanıyor.

Bunlardan biri genetik faktörlerdir. İkiz olarak doğup ailesi tarafından yetiştirilen ve doğumdan sonra farklı aileler tarafından kabul edilerek farklı aileler tarafından yetiştirilen ikizleri içeren çalışmalar göstermiştir ki yeme bozuklukları ile kalıtımsal özellikler arasında ilişki vardır. Bu araştırmalar, ikizlerden birinin yeme bozukluğu olduğunda diğer ikizin de %50 oranında yeme bozukluğu sorunu yaşadığı sonucunu vermiştir.

Kişilik özellikleri başka bir nedendir. Özellikle,

  1. nevrotiklik (duygusal dengesizlik, nörotisizm)
  2. mükemmeliyetçilik
  3. dürtüsellik (dürtülerine hakim olamama)

genellikle yeme bozukluğu gelişimi için daha yüksek bir risk ile bağlantılı üç kişilik özelliğidir. Diğer potansiyel yeme bozukluğuna neden olan sebepler arasında;

  • Zayıf olunmasının gerektiğine dair baskılar
  • Kültürel olarak zayıf olunması gerekliliği
  • Medya tarafından zayıf olunması gerektiğine dair aşırı baskıya maruz kalma

Bazı yeme bozukluklarına, Batı’nın zayıflık ideallerine maruz kalmayan kültürlerde çok sık rastlanmıyor.

Kültürel olarak, dünyanın birçok yerinde kabul edilen incelik idealleri var. Yine de bazı ülkelerde daha az sayıda bireyde yeme bozukluğu vardır..

Dünyanın birçok bölgesinde, ideal kabul edilen zayıf olunması gerektiğine dair düşünce var. Ancak yine de bazı bölgelerde yeme bozukluklarına daha az rastlanıyor. Sonuç olarak, yeme bozuklukları, genetik, çevresel faktörler, kültür, medya gibi birçok faktörün neden olduğu bir karışımdan kaynaklanıyor.

Yakın zamanlarda, uzmanlar beyin yapısındaki ve biyolojideki farklılıkların yeme bozukluklarının gelişiminde de rol oynayabileceğini öne sürdüler. Özellikle, beyin habercileri olan serotonin ve dopamin düzeyleri faktörler arasında olabilir.

Ancak, güçlü sonuçlar alınmadan önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Anoreksiya nervoza hastaları kilo almaktan büyük bir endişe duyarlar ve çok az yemek yerler. Normalden daha zayıf olsalar bile daha fazla kilo vermeye çalışırlar.

1. Anoreksiya nervoza

Anoreksiya nervoza muhtemelen en bilinen yeme bozukluğudur.

Genellikle ergenlik döneminde veya genç erişkinlik döneminde gelişir ve kadınlarda ereklere nazaran daha sık görülür.

Genelde anoreksi olan insanlar, tehlikeli derecede zayıf olsalar bile, kendilerin, fazla kilolu olarak görürler.

Anoreksiya nervoza’nın ortak belirtileri şunlardır:

  • Benzer yaş ve boydaki insanlara kıyasla oldukça zayıf olmak
  • Çok az yemek yerler
  • Kilo almaktan çok korkarlar ve zayıf olmalarına rağmen kilo almamak için uydukları katı kuralları vardır.
  • Acımasızca zayıf olma arzusu taşırlar ve sağlıklı bir kiloda kalmak tatmin etmez
  • Vücut ağırlıkları veya vücut şekilleri, kaç beden oldukları benlikleri ve özsaygıları üzerinde çok fazla etkiye sahiptir.
  • Ciddi derecede zayıf olduğunun inkar edilmesi de dahil olmak üzere çarpıtılmış bir beden algısına sahip olmak

Obsesif kompulsif belirtiler de sıklıkla mevcuttur. Örneğin, anoreksiyalı birçok insan sürekli gıda hakkında düşünürler. Bazıları saplantılı yemek tarifleri toplayabilir veya yiyecekleri biriktirebilir.

Ayrıca bu tür bireyler çevrelerini kontrol etme konusunda güçlü bir istek duyarlar ve halka açık yerlerde yemek yemekte zorlanabilirler. Kendilerini sınırlama konusunda güçlü bir istek duyuyor olabilirler.

Anoreksiya resmen iki alt tipte sınıflandırılmıştır. Bu alt tipler, güncel Anoreksia atağı sırasında düzenli tıkınırcasına yemenin ya da çıkarmanın varlığı ya da yokluğunu belirtmek için kullanılır.

  1. Kısıtlı Tip: Anoreksiya nervoza, o anki epizodu sırasında kişi düzenli olarak tıkınırcasına yeme ya da çıkartma (kendisinin yol açtığı kusma ya da laksatiflerin, diüretiklerin ya da lavmanların yanlış yere kullanımı) davranışı göstermemiştir.
  2. Tıkınırcasına Yeme/Kusma (Çıkartma) Tipi: Anoreksiya nervoza, o sıraki epizodu sırasında kişi düzenli olarak tıkınırcasına yeme ya da çıkartma davranışı göstermiştir.

Kısıtlayıcı tipi olan kişiler, sadece diyet, oruç tutma veya aşırı egzersiz yaparak kilo verirler.

Tıkanırcasına yeme/kusma (çıkartma) tipi anoreksiya nervoza hastaları çok fazla yiyebilirler veya çok çok az yiyebilirler. Her iki durumda da, yemek yedikten sonra kusma, müshil ya da idrar söktürücü ilaç alma ya da aşırı egzersiz gibi aktiviteleri kullanarak besinlerden ve onlardan gelecek kalorilerden kurtulmaya çalışırlar.

Anoreksiya vücudunuza ciddi zararlar verebilir. Anoreksiyası olan bireylerde zaman içerisinden beslenme bozukluklarına bağlı olarak;

  • Kemiklerin incelmesi ve güçsüzleşmesi
  • Kısırlık
  • Kırılgan saç ve tırnaklar
  • Tüm vücutta tüylerin çıkması (kıllar yerine)

görülebilir.

Ağır vakalarda, anoreksiya kalp, beyin veya çoklu organ yetmezliğine neden olabilir. Ölüme neden olabilir.

Bulimia nervoza hastalığı bulunan insanlar, kısa sürede büyük miktarlarda yiyecek yerler, sonra yedikleri besinlerden kusma, diüretik veya laksatif ilaçlar kullanma gibi yöntemlerle kurtulmaya çalışırlar. Normal kiloda olmalarına rağmen kilo almaktan korkarlar.

2. Bulimia nervoza

Bulimia nervoza bir başka iyi bilinen yeme bozukluğudur.

Anoreksi gibi, bulimia da ergenlik döneminde ve erken erişkinlik döneminde gelişme eğilimindedir ve kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülür.

Bulimia hastaları belirli bir sürede, genellikle alışılmadık derecede büyük miktarlarda yemek yerler.

Her tıkınırcasına yeme bölümü genellikle kişi acı dolu hale gelinceye kadar devam eder. Bir tıkınma sırasında, kişi genellikle yemek yemeyi durduramayacağını veya ne kadar yediklerini kontrol edemediğini hisseder.

Aşırı yeme (tıkınırcasına yeme) bölümü her tür gıdada olabilir, ancak en çok kişinin normalde yemekten kaçınacağı gıdalarla ortaya çıkar. Bulimia hastalığı, daha önceleri yemekten uzak durulan şeylerin tıka-basa yenmesi gibi atak dönemleri içerebilir. Sonrasına bu hasta, zayıf kalabilmek için aldığı kalorilerden kurtulmak isteyecek. Zayıf kalmak için başvurabileceği yöntemler:

  • besinleri tasfiye etmek (kusma, lavman, diüretik veya müshil ilaçları vs)
  • tıka basa yeme etkinliğinden sonra uzun süre aç kalmak
  • aşırı egzersiz yaparak kalorilerden kurtulma şeklinde gerçekleştirirler.

Bulimi nervoza hastalığına sahip bireyler genellikle kilolu olmak yerine nispeten normal bir kiloda kalırlar.

Bulimia nervoza’nın sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Kontrol eksikliği hissi ile tekrarlayan tıkanırcasına yemek yeme bölümleri
  • Kilo almamak için tekrarlayan uygunsuz besinleri tesfiye etme davranışları (kusma, lavman, diüretik veya müshil ilaçları vs)
  • Vücut şekli ve vücut ağırlığından doğrudan etkilenen özsaygı ve benlik duygusu
  • Normal kiloda olmasına rağmen, kilo alma korkusu

Blumia nervozası olan bireylerde zaman içerisinden beslenme bozukluklarına bağlı olarak;

  • iltihaplı ve boğaz ağrısı
  • şişmiş tükürük bezleri
  • yıpranmış diş minesini
  • diş çürüğü
  • asit reflü
  • bağırsak tahrişi
  • şiddetli dehidrasyon
  • hormonal bozukluklar.

Ciddi durumlarda, bulimia ayrıca sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi elektrolit seviyelerinde dengesizlik yaratabilir. Bu, felç veya kalp krizine neden olabilir.

Bulimia nervoza bulunan insanlar kısa sürede büyük miktarlarda yiyecek yerler, sonra temizlenirler. Normal kiloda olmasına rağmen kilo almaktan korkuyorlar.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu olanlar, yedikleri yemeklerin aşırı miktarda olduğunu düşünürler. Yenilen yemeğin miktarı önemli değildir. Önemli olan kişinin yerken tıka basa yediğini düşünmesidir. Kontolünü kaybettiğini düşünürcesine yer. Yemek yerken kendine engel olamadığını düşünür. Yemeğe bir kere başlayınca durduramayacağını düşünür. Diğer yeme bozukluğu hastalıklarından farklı olarak yediği yemeklerden ve kalorilerden kurtulmaya çalışmaz.

3. Tıkınırcasına yeme bozukluğu

Tıkınırcasına yeme bozukluğu (binge eating disorder), genellikle ergenlik dönemlerinde veya genç yaşlarda görülsede daha ileri yaşlarda da gelişebilir.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu olanlar, bulimia nervoza ve anoreksiya nervoza hastalarına benzer belirtileri vardır.

Bu hastalar çok kısa sürelerde çok fazla yemek yerler ve yerken kontrol kendilerinde değilmiş gibi hissederler. Kontrolsüzce yerler. Burada yenilen besin miktarı göreceli gibi dursa da önemli olan nokta kişinin kendi alışkanlıklarına göre çok fazla olduğunu düşündüğü yemeği, yemek yeme eylemi kendi kontolünde değilmişçesine yemesidir.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan hastalar, fazla yiyerek aldıkları besinleri kusarak, laksatif ilaçlar kullanarak vücutlarından atmaya çalışmazlar ya da aşırı egzersiz yaparak fazla kalorilerden kurtulmaya çalışmazlar. Bu hastalar, normal kilolu veya normalin üzerinde kilolu olabilirler.

Tıkınırcasına yeme bozukluğunun sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Aç olunmamasına rağmen, çok miktardaki yemeği hızla yani tıkınırcasına yemek
  • Fazla yemek yemiş olmanın neden olduğu rahatsızlık hisleri başlayana kadar yemek yani yeme eyleminin durdurulmasında güçlük
  • Tıkınırcasına yemek yeme eylemleri hakkında düşünürken utanç, iğrenme, suçlulul ve üzülme gibi duygular taşımak
  • Bu hastalarda, tıkınırcasına yemek yedikten sonra kusma, ilaç kullanma veya aşırı egzersiz yapma gibi bu yediği besinlerden kurtulmaya çalışma çabası görülmez.

Bu hastalar normal kilolu olabilselerde genellikle şişmandırlar. Bu nedenle şişmanlığa (obezite) bağlı hipertansiyon ve tip 2 diyabet gibi hastalıkların tehlikesi altındadırlar.

Pika sendromu, kişide, toprak, tebeşir, yün gibi besin olmayan şeyleri yeme arzusuna neden olur.

4. Pika sendromu

Pika, yiyecek olarak kabul edilmeyen şeyleri yemeyi içeren başka bir yeme bozukluğudur.

Pika sendromu olan kişiler, buz, kir, toprak, tebeşir, sabun, kâğıt, saç, bez, yün, çakıl taşları, çamaşır deterjanı veya mısır nişastası gibi gıda olmayan şeyleri yemek isterler.

Pika erişkinlerde, çocuklarda ve gençlerde görülebilir. Bununla birlikte, bu bozukluk en sık çocuklarda, hamile kadınlarda ve zihinsel engelli bireylerde görülür.

Pika olan kişilerde zehirlenme, enfeksiyon, bağırsak yaralanmaları ve beslenme yetersizliği riski daha yüksek olabilir. Yutulan maddelere bağlı olarak, pika ölümcül olabilir.

Kültürel ya da inanılan dini inançlar doğrultusunda kişiler besin olmayan şeyler yiyebilirler bu pika sendromu değil kültür ya da inançtır. Kişide pika sendromu var denebilmesi için, besin olmamasına rağmen yenilen şeyin o kişinin kültüründe ya da dini inancında yer almayan bir şey olması gerekir. Ayrıca yenilen şeylerin, yiyen kişinin hemcinsleri ve akranları arasında yemesi absürt bir şey olması gerekir. Özetle, kendi yakınları, yaşıtları ve hemcinsleri tarafından yenmesinin uygunsuz olduğu düşünülen yemek ya da besin olmayan şeyleri yiyen kişide pika sendromu vardır.

Ruminasyon bozukluğu, her yaşta görülebilir. Hasta kısa süre önce yediği besini ağzından tekrar çıkarır ve tekrar çiğner ve yutar veya tükürür.

5. Ruminasyon bozukluğu

Ruminasyon bozukluğu (Rumination disorder) yeni tanınan başka bir yeme bozukluğudur.

Ruminasyon bozukluğu, bir kişinin daha önce çiğnenmiş ve yutmuş olduğu yiyecekleri (hayvanların geviş getirmesi gibi, kusarak) ağzından geri çıkardığı, yeniden çiğnediği ve daha sonra yeniden yuttuğu veya tükürdüğü bir durumu açıklar.

Bu ruminasyon tipik olarak yemekten sonraki ilk 30 dakika içinde gerçekleşir. Reflü gibi tıbbi durumların aksine, isteğe bağlıdır.

Bu hastalık bebeklik, çocukluk veya yetişkinlik döneminde gelişebilir. Bebeklerde 3-12 aylık yaşta gelişme eğilimindedir ve ruminasyon bozukluğu genellikle kendi kendine kaybolur.

Çocuklar ve yetişkinlerdeki ruminasyon bozukluğunu çözmek için genellikle terapi gerekir.

Ruminasyon bozukluğu bebeklerde tedavi edilmezse, kilo kaybına ve ölümcül olabilen ciddi yetersiz beslenmeye neden olabilir.

Bu bozukluğu olan yetişkinler, özellikle halka açık yerlerde yedikleri yiyecek miktarını kısıtlayabilir. Halka açık yerlerde daha az yemek yemenin bir sonucu olarak kilo kaybı ve zayıflık ile ilgili problemler gelişebilir.

Önleyici/kaçıngan kısıtlayıcı yeme bozukluğu, kokuları, tatları, şekilleri gibi sebeplerle bazı besinlere karşı isteksizlik duyulmasıdır.

6. Önleyici/kaçıngan kısıtlayıcı yeme bozukluğu

Önleyici/kaçıngan gıda alımı bozukluğu (ARFID:Avoidant/restrictive food intake disorder) eski bir hastalık için yeni bir isimdir.

Bu terim, daha önce 7 yaşın altındaki çocuklar için ayrılan bir teşhis olan “bebeklik ve erken çocuklukta beslenme bozukluğu” olarak bilinen hastalığın yerini almıştır.

Her ne kadar genellikle bebeklik döneminde veya erken çocukluk döneminde gelişse de, yetişkinlerde de görülebilir. Dahası, erkekler ve kadınlar arasında görülme sıklığı eşittir.

Önleyici/kaçıngan kısıtlayıcı yeme bozukluğu onalarda, belirli kokular, tatlar, renkler, şekiller veya sıcaklıklara olan hoşnutsuzluk nedeniyle yemeğe olan ilgisinin yetersiz olması sonucu yeme bozukluğu görülür. Örneğin, birçok çocuk belirli bir koku veya kıvamda olan sebze veya gıdaları yemeyi reddediyor.

Önleyici/kaçıngan gıda alımı bozukluğunun (ARFID:Avoidant/restrictive food intake disorder) sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Kilo kaybı veya yaşa göre boy ve kilonun düşük olması
  • Yiyecek ve besin tüketiminde seçicilik nedeniyle beslenme yetersizliği gelişir ve yeterli kalori alınamaz
  • Başkalarıyla birlikte yemek yemek gibi sosyal etkinliklere katılmak istememek veya bu etkinliklere engel olmaya çalışmak
  • Besin eksikliğinin görülmesi veya takviye gıda kullanımının gerekmesi

Şu notu düşmekte fayda var, bu hastalıkta, küçük bir çocuğun bazı besinleri sevmemesi nedeniyle yememesi veya ileri yaşlardaki bireylerin zayıf olmasının ötesinde normal yeme davranışları bozulmuştur. Ayrıca, gayet ulaşılabilir durumdaki ve toplumsal, kültürel ve dini olarak yenmesinde sakınca olmayan bazı gıdalara karşı uzak durma tutumu vardır.

Ortoreksiya, kişinin sağlıksız olduğu gerekçesiyle neredeyse tüm besin gruplarından uzak durmasına neden olabilen bir yeme bozukluğudur. Ortoreksili bireyler nadiren kilo vermeye odaklanır. Ortoreksili bireyler, kendilerine empoze edilen diyet kurallarına uyma çabası içerisinde olurlar. Öz-değerleri, kimlikleri veya memnuniyetleri buna bağlıdır.

7. Diğer yeme bozuklukları

Yukarıdaki altı yeme bozukluğuna ek olarak, daha az bilinen ya da daha az yaygın yeme bozuklukları da vardır. Bunlar genellikle üç kategoriden birine girer.

  • Tasfiye bozukluğu (Purging disorder): Bu gruptaki yeme bozukluklarında hastaların aşırı yemek yeme atakları görülmez. Zayıf kalmak veya zayıflamak için az yerler veya yedikleri besinleri kusmak veya ilaç kullanmak gibi yöntemlerle vücutlarından uzaklaştırmaya çalışırlar veya kalorilerden kurtulmak için aşırı egzersiz yaparlar.
  • Gece yeme bozukluğu: Bu sendromlu bireyler sıklıkla uykudan uyandıktan sonra, sıklıkla aşırı yemek yerler.
  • Diğer belirtilen beslenme veya yeme bozuklukları (OSFED): Bu, yeme bozukluğuna benzer semptomları olan ancak yukarıdaki kategorilerden hiçbirine uymayan diğer durumları içerir.

Halen OSFED altına girebilecek bir hastalık ortoreksiyadır. Medya ve bilimsel çalışmalarda giderek daha fazla söz edilmesine rağmen, ortoreksinin henüz mevcut DSM tarafından ayrı bir yeme bozukluğu olduğu kabul edilmemiştir.

Ortoreksili bireyler, günlük hayatlarını bozacak kadar sağlıklı beslenme konusunda takıntılıdırlar. Ortoreksisi olan biri sağlıksız olduğu gerekçesiyle neredeyse tüm besin gruplarından uzak durabilir. Bunun sonucunda yetersiz beslenme, ağır kilo kaybı gelişebilir. Bu hastalar kendi evleri dışında yemek yeme zorluğu ve duygusal sıkıntılar yaşayabilirler.

Ortoreksili bireyler nadiren kilo vermeye odaklanır. Ortoreksili bireyler, kendilerine empoze edilen diyet kurallarına uyma çabası içerisinde olurlar. Öz-değerleri, kimlikleri veya memnuniyetleri buna bağlıdır.

– Son söz:

Yukarıdaki kategoriler, en yaygın yeme bozukluklarının daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve bunlarla ilgili mitler hakkında fikir vermek içindir.

Yemek yeme bozuklukları, genellikle tedavi gerektiren zihinsel sağlık durumlarıdır. Ayrıca tedavi edilmezse vücuda zarar verebilirler.

Bir yeme bozukluğunuz varsa veya sahip olabilecek birini tanıyorsanız, yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış bir sağlık uzmanından yardım isteyin.


Kaynak: www.healthline.com

Dr. Abdulkadir Polat
Merhabalar, ben Abdulkadir Polat. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum ve İstanbul'da Aile Hekimliği yapıyorum. İnternet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası, tıpkı sağlığımız gibi. Güvenilir sağlık bilgilerine en hızlı şekilde ulaşmanız için çalışıyorum. Sağlıklı bilgi, sağlıklı Sen!

DOKTORUN SON İÇERİKLERİ

Koronavirüsün Kuluçka Süresini Etkileyen Faktörler

Hastalığa neden olabilecek mikrop bulaştıktan sonra o mikrobun hastalık oluşturabilmesi için geçen süre kuluçka süresidir. Peki, koronavirüsün kuluçka süresi ne kadardır?

Ateşi olan çocuğu hangi durumlarda doktora götürmeliyim?

Yüksek ateşli çocuklarda, şu durumlarda, hızlıca sağlık kuruluşuna götürülmelidir ve hekimleri tarafından değerlendirilmelidir:Yaşı 3 aydan küçük bebekler, iyi...

Siyah Çayın Kanıta Dayalı Sağlık Faydaları

Siyah çay ülkemizde sudan sonra en çok tüketilen sıvı olabilir. Siyah çayın faydalarını ele alacağımız bu konu, siyah çayın şekersiz olarak tüketilmesinin...

Yeşil Çay Nasıl Zayıflatır? Yeşil Çayın Faydaları

Yeşil çay nasıl zayıflatır? Yeşil çay yer yüzündeki en sağlıklı içeceklerden biri mi? Yeşil çay karın yağlarından kurtulmaya nasıl yardım eder?

Bebek Gelişimi: Bebekler ne zaman oturtulur

Yeni doğan bebekler ilk aylarda karınları üzerine yatabilirler. Bebeklere eğer doğru pozisyonu bulmaları konusunda yardım edilirse 6 aylık olduklarında oturabilirler. Ancak genellikle...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GÜNCEL

D Vitamini Eksikliği Koronavirüs Riskini Arttırır mı?

Bağışıklık sistemi ne kadar zayıfsa, insan bedeni koronavirüse karşı o kadar savunmasızdır. D vitamini vücudun bağışıklık sistemi ile doğrudan ilişkili bir hormondur.

Koronavirüsün Kuluçka Süresini Etkileyen Faktörler

Hastalığa neden olabilecek mikrop bulaştıktan sonra o mikrobun hastalık oluşturabilmesi için geçen süre kuluçka süresidir. Peki, koronavirüsün kuluçka süresi ne kadardır?

Seks ve Koronavirüs: Seks Esnasında Maske Takılır mı?

Korona virüs, virüslü biri öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda salınan solunum damlacıklarıyla yayılır. Öpüşmek veya diğer cinsel aktivitelerle temas etmek sizi korona virüse...

Yüksek Tansiyon | Hipertansiyon Rehberi | 2020 Kanada

Tüm dünyada yaygın olarak görülen kronik hastalıkların başında hipertansiyon (yüksek tansiyon) gelmektedir.Amerika’da en yaygın tanısı konan ve 20...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz